28 Ekim, 2020


ben bu ayrılığa bir kezzap aldım dökmeye utanıyorum

sıkılıyor ve buharlaşıyorum geceleri

karanlıktan menkul siluetimi bulup da bahanesini

torpille deviremiyorum köy mezarlığına

ben bu şehre bir urgan aldım vermeye utanıyorum

kovmaktan yıldım sınırlarından kendimi

yıldım banklarında kadınlarla bulmaktan

ağzına tabanca doğrultup, susmanın oyununda yakalamaktan

aklanmayan yüzümü nuh tufandan

takas edemiyorum bir politik suratla

yeni bir ev ya da fırtına, fark nedir

çalınmadıkça kafamın cüzdanı

ellerime avcı buldum dokunmaya utanıyorum

patlıyor akisi umudumun

bu nehir, bu sel, seyirlik, bu dalga hırçın

yalpalarsa biliyorum bugün

kendimi kul bilip de

öpemem ev belleneni

bir evsize

bıçkın hülyalardan doğan karyola olagelmekten.

Adem Fatih Kılıç

0 Yorum

Yorum Yaz

DUVAR

DUVAR

Ziyaretçi Defteri

  • Hiç İşte / 25 Mart 2019:
    Merhabalar, Hiç İşte olarak mesajlarınızı bekliyoruz. »

bizi takip et

INSTAGRAM