28 Ekim, 2020

Yüksüz kervanların yolunda

Serhoş Aşklar zamanıydı

Nerede konaklayacağımıza

Karar veremedi çoğumuz 

Kimimiz el pençe

Kimimiz gül

Kimimiz bülbül

Kimimiz paramparça

Hayali aşka sığdırabildin mi aşk; bilinen ve yaşanılandan çok daha öte bir şey olur. Çölün kumu, okyanusun suyu.

Sadece şimdi değil, hep tuhaftı hayat, hep garip. Keşke hikâyenin sonu hep sen olsaydın. Ama biliyorum ki çekip gittiğinde sadece arkasından bakakalmadın çünkü hala bütün şövalye şarkılar senin kulağına onu mırıldanıyor.

En vefalısıydı o! Su kadar, toprak kadar, topraksız ülke kadar. Yüreği sende, yüreğin onda sırasız ve zamansız kaldı.

ROMANS ZAMANLAR 2

Aşk mı dedin? Benim de herkes gibi dört odacıklı, tek yürekli kalbim var. Gel gör ki kanım gevrek, küskün akar, zulüm görmüştür bildiğin herkes gibi. Mevziyi terk etmişliğim yoktur ama. Onur denilen o kutsal veba yüzünden terk ettiğim mevziye geri dönmüşlüğüm de yoktur.

En acımasız savaşlar, soykırıma uğrayan duygu ve hayaller misali ah o çekip gitmeler nede zulümdü.

Nedendir ki aradıklarımız, aramadıklarımızdan daha az? Ve nedendir ki istemediklerimiz, istediklerimizden daha çok?

Elveda diyeceksen ve hikâyenin sonu ise adam gibi bak sevgiliye ve adam gibi el salla. Yara ağır kanamalıdır bilesin ve sinsi bir bakışın mekânı cennet değildir.

Her aşkın intiharı, fedaisi, simyacısı olma! Gereken kadar, hakkın kadar ol! Çıkmaza girersen belli bir zaman yalnızlığı yoldaş edin, zarar vermez sana yalnızlık. Yalnızlık kaçmaz, terk etmez. Sen ona değer verdikçe o kendini sana adar. Bir sürü çakalın tilkiliğinden korunursun.

Devrim ruhludur yalnızlık, değişim ve dönüşümlere gebe yeni şövalye şarkılar doğurur. Ve belki ömrün boyunca göçebe şarkılar, sitemler, ahlar vahlar söylersin; unutma!

Her gizli aşk masumdur. Yaşanamayan her aşk birer ukdedir. Yarım kalan her aşk zamansız bir ölümdür, gözyaşların isyanı…

Zordun, zorluydun…  Beni mevzisiz, mavzersiz bıraktın ve ben, seni defalarca yok hükmünde mumyaladım, bir ölüm saydım. Fakat demekle olmuyor işte!

Küllerimden doğdukça mayalandım, mayalandıkça beynim bir tarafa, ruhum bir tarafa, bedenim bir tarafa savruldu. Kalbim beni sana getirecek diye hep bekledim ve hep bekledim kalbin seni bana getirecek diye. Ben geçmişte kaldım, sen ise yarınlardasın ve gittikçe uzadı zaman, mekân ve an.

Çıkarlarımız mı değişmişti? Sevgimiz mi tükenmişti? En az senin kadar bilmiyorum veya ikimiz de yalan mı söylüyorduk? Hayır, yalan söylemedik hiç. En az senin kadar biliyorum. Ya olmazsa korkusu var ya, o korku öldürdü bizi işte ve sonrasında varsayımlara sığındık.

 Sonrasında taş kesildik birbirimize karşı. Ne yaşamın devamı için yılanlar gibi derilerimizi değiştirdik, ne ruhumuzu ne de fikrimizi.

O zamanlar ne güzeldi, çünkü her günü en az diğer güne benzerdi, diğer günden cevherdi.

ROMANS ZAMANLAR 3

Ama kahretsin ki aşk kadar ölümcül yaralar yaratmasa da sevilmesi, kutsanması gereken o kadar çok güzellikler var ki hayatımızda insan her şekilde olursa olsun yaşayabiliyor işte. Ve acılar! Acılar ki yaşamın bir başka yüzünde şarabi yalnızlıklardan da beter sarhoş eder insanı.

Bedenlerimiz sevişirken ruhlarımız birbirine dokunmuyordu ve hiçbir anımız mucize değildi bütün sabahlamalarımızda. Evet, tercihimizdi içimizdeki o kutsal beklenti ve heyecan. Reddetmiştik ve yok etmiştik Firavun gücü, Eyyüp sırrı o yalnızlığı. Çırılçıplaktık her gece meydan okurken bütün sözcüklere, tarihlere, zalimlere. Yetmiyordu zaman. Kavgalıydı her gece serdengeçti düşlerimiz, hatta bedenlerimiz.

 Her insanın yanlışı mutlak olurdu. Kim kesin konuştuysa, yaşadığını zannettiyse sorunlarla tanıştı. Ben, rahatsız etmedim hiçbir düşü, kendiliğinden gelişti zaman tiyatrosu.

Yapamazsınız diyorlardı ya! İkimiz de başardık aslında. Güller için de küllere döndük.

Doğru değildi hayat, içindekilerin kural ve kaideleri de. Tarihi iktidarlar yazmıştı. Aşkı tanımadıkları gibi bilmiyorlardı da, fakat haksız ve yanlış olan bizdik dolayısıyla. Çünkü onlar şöhret ve servet düşkünüydü, tercihten bihaberdiler. Tercih insanın özüydü. Ne acı ki dışarıda geçerli olan şöhret, para ve mevki idi.

Bir farkımız daha vardı, hırsın yanında ihtiraslıydık ayrıca. Düşlerimiz kıpır kıpırdı “En güzel aşk karşılıksız kalan, zamana kurban giden aşktır.” dedi şairler ve maalesef bize yalan söylediler ve kandık. Donduk sonrasında, dondurduk bütün hayallerimizi. Sonrasında hazan günler birbirinin aynıydı.

Herkes yiyip içmeye, sevip sevişmeye devam etti; biz ise küllere sığındık güller içinde. Bekledik ki aynı yerden canları yananlar bizi sahiplensin. Biraz da sahipsiz kaldık. Ve çok sonraları herkesten saklamaya çalıştığımız düşlerimiz ile baş başa kaldığımızda yalnızlık ve karanlıktan korkmamayı öğrendik ve maalesef artık yoktuk.

Gör ki ruhlarımız da sevişmeliydi.

Gani Türk

0 Yorum

Yorum Yaz

DUVAR

DUVAR

Ziyaretçi Defteri

  • Hiç İşte / 25 Mart 2019:
    Merhabalar, Hiç İşte olarak mesajlarınızı bekliyoruz. »

bizi takip et

INSTAGRAM