28 Ekim, 2020

Belkide olmayana gidiyorum oldurmak için kendimi…

Bütün yolculuklar kendinden başlıyor kendinde ilerliyor ve nihayet aslında kendinde son buluyor…..

Yada son buluyor mu?

Yoksa her son durak, yeni yolculukları ve yeni menzilinimi belirliyor?

Niye yoldayım şu an? Gittiğim yer neresi? Niye gidiyorum?

Tren ağır ağır ilerlerken izlediğim yolda baktığım dağ yamaçları ama aslında gördüğüm kendi yamaçlarım..

kendi çilemi doldurmadım henüz..

her yol, yolculuk ben doğarken sırtıma yüklenmiş olan çilemi biraz daha bindiriyor sanırım omuzlarına ruhumun..

her insan çilesiyle doğuyor: kimi bunları öteliyor, kimi gambazlıyor ve  kendi çilesini satıyor sonra zaaflar uğruna..

Kimide yüzleşince çilesi ile aslında kendisinin orda olduğunu orda olan kendisinde de tanrının  kalbinin attığını keşfediyor..

Çilesini bu kalbi kalbinde yaratmak için yükleniyor.

Çile doldurma dedim ya dolmuyor aslında, hep dahası geliyor..

Cennetten kovulma biraz da : “git kendi cennetini kendinde keşfet” emri değilimdir.?

“git cehenneminle yüzleş ve cennetini yarat” değilimdir.

Ve tamamlanma hissi. Yarımlık. Eksiklik.

Bu yaratma emirleri, bu çile yüklenimleri, bu bitmeyen sancı dolu yolculuklar kendine, hepsi kovulurken cennetten ayrı düştüğümüz öteki yarımızla kendini tamamlama arzusu aslında..

Yol – yolculuk.! .

 Nereye?

Kendimde ki eksikliğin dehşeti, sandığım ve dahi zaman zaman gafilce inanmak istediğim tamamlanmışlığın çıplak yalanı ile buluşma ve yüzleşmeye.. ..

Ben içimde kalp atışlarını duyumsadığım, aslında ben olan ama karşısında cüce kaldığım tanrısallığın şeytani güzelliğine ilerliyorum..lilith yada evin yada Allah yada tanrı yada meleklerin en aşı olanı şeytan hepsi, hepsi içimde, hepsi ruhumda bende, yaşıyor yaşatıyoruz. Bilerek yada bilmeden ama varlıklarını hissediyorum.. . Hissettiğim varlıklarmın bütünü olan kendime yol  alıyorum.. Ne bitmez bir yol bu ah!

Ama Sevgiyle.. Ama yarım, ama eksik, ama tamamlanmamış.. Halkımın gibi.. Doğduğum topraklar gibi. Aşklarım gibi..  ateşini yaratmaya doğru yol alıyorum kendi dehlizlerimde..

Sonra o çıkıyor önüme o kara ı, dehşet bakışları ile o.. .

Kesiyor etimi kesiyor kalbimi yakıyor parmaklarımı  kanatıyor acıtıyor okşuyor seviyor: beni hapsederken taşa, bende beni özgürlüğe itiyor ve  o taşı yararak fışkıran yoncanın gücünü de veriyor bana o kara bakışlı ada. Bilerek yada bilmeyerek..

İki cihanı kendinde taşıyan ama tek cihana sığmayan  bir divane yürek işte o da..

Terinde terimi, ruhunda parçalanmış ruhumu gördüğüm bir kaybedişin ele avuca sığmaz resmi o. Bir arayışın,derin yalnızlığı karşısında cüceleşmiş iradesi  İle bir yürek devi olan o.. Yalanla örülü bir yanı tepeden tırnağa yalan.yalanı ayna oluyor bana yolculuğuma hız veriyor..

Sıkılıyorum yoruluyorum onun  yalanında gerçeği aramak tan. Tutkum bırakmıyor yakamı, devam ediyorum yola yolculuğa: içimdeki tanrıya şeytana ve tamamlamaya..

Biraz eksik biraz yarım..

Yolculuk sürüyor adına yaşam dediğimiz yolculuk:özgürlük denilen suda tamamlanmak için.. Ve aslında cennette bu, tamamlanmak safiliğin berraklığında  tamamlanmak için aşk ile.. Hakikat ile….

Ölüm yok!… Biliyorum hep yol yolculuk var…

Evin GÜNEŞ

0 Yorum

Yorum Yaz

DUVAR

DUVAR

Ziyaretçi Defteri

  • Hiç İşte / 25 Mart 2019:
    Merhabalar, Hiç İşte olarak mesajlarınızı bekliyoruz. »

bizi takip et

INSTAGRAM