8 Temmuz, 2020

Beklenmedik kış güneşi yüzünü ısıtmaya başladığında duyduğu şaşkınlıktan değildi gözlerini yummuş olması. İlk notaları duyduğunda şarkının tanıdık olduğundan emindi ama sözlerini anımsayamayacağı aklına gelmemişti. Güneşin etkisinden miydi, kapalı gözlerinin arkasında karanlık yerine; tuhaf, sarı bir boşluğun benliğini kaplamış olması. Şarkı yükseldi, güneş yüzünü yaladıkça sevinç duydu. Asıl beklenmedik olan bu neşe olabilirdi. Melodiyi tanıyor fakat şarkının sözlerini hatırlamıyor, bu unutkanlık müziğin umurunda değil; yükseldikçe yükseliyor. Şarkı zihninin kıvrımları arasında ağır ağır dolanırken dış dünyanın gürültüsü, görüntüsü bulanıklaşarak siliniyor. Şimdi yalnızlar. Şarkı, güneş ve o. Ya da o’nun bir kısmı… Çünkü ‘düşünen ben’i, güneş ve şarkıyla kucaklaşanı yani, ‘ duyumsayan ben’ini alaycı bir dudak büküşle izlerken, sıranın kendisine nasılsa geleceğini bilir gibi bakıyor. Sorulması gereken soruları hazır, cebinde. Sakin. ‘ Duyumsayan ben’ onu ya da aralarındaki bu ayrılığı fark etmiyor gibi. O alaylı gülümseyişi görebilecek durumda değil belki de. Hissetmenin güzelliğine bırakmış kendini, belli belirsiz tebessüm ediyor. Varsın gülümsesin, diye mırıldanıyor ‘düşünen ben’. Diğerini kaplayan iyimserliği küçümsediğini gizleme gereği duymuyor. İyimserlerin, dünyanın ilk ve en naif yalancıları olduğuna inandı hep çünkü. Ne var ki, insanın kimi zaman yalana ihtiyacı olduğu gerçeğini reddedebilecek durumda değil. Bırak iyi hissetsin, diye ikna ediyor kendini. Geçicilikten emin, ben beklerim, diyor.

Şarkının bitebileceği korkusu sarmadı henüz, korkmanın olacakları engelleyemeyeceğinin bilgisinin hiçbir rolü yok bu gecikmede. Nicedir korkmaktan korkmamayı öğrenmişti, daha kolaydı artık kendini olana bırakmak. Ötekinin tüm itirazlarına karşın, saat yönünde akmak adını verdiği bu kabullenişle huzurluydu artık. Akış’a direnme demişti ötekine, diyalektiğe güven ve ak akabildiğince. Su gibi. Su, mesela, meyilden meylettiğine akarmış ya işte öyle, demişti. Dudak bükmüştü tabii hemen öteki. O’nu öteki diye düşünmekten haz etmemesine rağmen, içlerinden birinin “ öteki” olduğu gerçeği her geçen gün daha da belirginleşiyordu, ötekinin hangisi olduğu dışında. Bırak bunları, diye mırıldandı, şarkıya bak hiç bitmeyecekmiş gibi. Şarkıya baktı. Baktığı onca şey arasında daha güzel, daha dehşetli başka bir şey yoktu. Şarkıya bakmak, bakışını her biri büyüleyici bir söz’e dönüşmüş notalar üzerinde gezdirmek; bakmanın ne anlama geldiğini fark etmesini sağlıyordu. Şimdiye dek herhangi bir şeye hiç bakmamış olduğunu düşünecek gibi oldu. Durdu. Düşünmek benim işim değil, dedi gözlerini “öteki” ne dikti.

‘Düşünen ben’ de şarkıya bakıyordu o esnada. Huzursuzlanmış ve cebindeki soruların cevapları getireceğinden endişe etmeye başlamıştı. Nereden çıktı bu şarkı, diye söylendi. Şarkı mı? Ne şarkısı? Güneşin yüzünde dolandırdığı ısı orada ama şarkı sandığı şarkı değil. Bunu fark etmesini sağlamalı mı, gözünü diktiği üç beş satırdaki sözcüklerin zihnindeki tınısını şarkı sandığını; yüreğinin duyduğunu sandığı senfoniye eşlik ettiğini anlamasını sağlamanın yararı olacak mı? Kocaman iç çekişi tereddüdünü gidermeye yetmiyor. Şefkat yükseliyor içinde ‘duyumsayan ben’ine. Sessiz kalmaya karar veriyor.

‘Düşünen ben’in endişesi gözünden kaçmıyor. Şarkıyı işitmiyor olabileceği aklına gelmiyor. Hazza eşlik etmesini istiyor içten içe. Sen de duyuyorsun değil mi, bak ne diyor diye sormadan edemiyor.

‘ Düşünen ben’in soruya bulanmış ifadesi, güldürüyor onu. Güneşin tepelerin ardına gizlenişinin yüzünde bıraktığı serinliğe aldırmadan mırıldanmaya başlıyor:

“ Ne ben benim, ne sen sensin, ne sen bensin, hem ben benim, hem sen sensin, hem sen bensin.”*

‘ Düşünen ben’ hayretle bakıyor duydukları yüzünden. Susma kararını unutarak itiraz ediyor olanca gücüyle: Hayır, diyor. Hayır, şarkı bu değildi. ‘ Duyumsayan ben’ anlayışla gülümsüyor. Değildi elbette! Demek sen de işittin, sen de duydun diyor hınzırca. ‘Düşünen ben’ gözlerini açıyor.

Melek Ekim Yıldız

*Rumî

0 Yorum

Yorum Yaz

DUVAR

DUVAR

Ziyaretçi Defteri

  • Hiç İşte / 25 Mart 2019:
    Merhabalar, Hiç İşte olarak mesajlarınızı bekliyoruz. »

bizi takip et

INSTAGRAM