9 Nisan, 2020

kimi zaman öndedir bir adım, koca hayattan

yolu bile olmayabilir gidilecek,

memleketi de yoktur

küçük kalmanın ya da büyük olmanın

oysa herkesin vatanı kuyruğu üstünde

farkında bile olmayabilir

ama kuyruk acısı hep sırtında

ömür denen yolların kesiştiği kavşaklarda

bilek güreşine tutuşur kutsal kitaplarda ayetler

yüzlerini  kazıyıp parmaklarını kemirirken

kırmızı noktalar, sayfaların teninde kan lekesi değil

birer hesap, kağıdın boynunda asılı

hayat ,bütün oyunlara bir sıfır mağlup başlar

ve hep yalanlar uydurur ağıtlar

babasını mezarda bırakan çocuklara

bu çelişkinin dilini savunur tarih

bütün katmanlarından gizleyerek gerçeği

bir kahine sorgulayıp gözlerini

siyaha yıkarak anlatır zifiri geceler

sesini büyütür dilin en dip kuyularında;       

ıslanırken yürek, o an hangi yağmurda ölür gözlerimiz

sabahın suskun dilinde yorgun

gecenin teninde kimsesiz bir duygu

yalnız başına, ağlamanın beyaz gülüşü

hatta gölgedeki tek ışığın adı

bir damla yağmur kadar olmasa da

toprağın avuçlarına dokunup,  yanmak, küllerinden

doğuşuna şahit zamanların üryan hallerinde

henüz aşkın terazilerde satılmadığı tezgâhlarda

ve  sözlerin onlarca yardımcı gayeleri yokken

aşk bir serçenin kanadında doğardı

ve ancak bir serçenin dilinde sonsuza uğurlanırdı 

geride kol kola hasretle, umutla büyüyen öyküler

hayatın her haline tutunarak 

sessizliğin dilinde birer eski gölge

sınırları ateşle çizilen

topraklara yüzünü sürer 

elleri, acıdan besteler çalardı akşamlardan kalma

kasvetli şarkıların sarı nefesinde hayat,

var ile yok arasında bir yerde

ya da peşinde olduğumuz

belki de her durakta sabırsızlıkla beklediğimizdi

ama elleri yağmur yüklü bir baharın 

çamur kokan özgür yüzünde açılandı

fesih vural

0 Yorum

Yorum Yaz

DUVAR

DUVAR

Ziyaretçi Defteri

  • Hiç İşte / 25 Mart 2019:
    Merhabalar, Hiç İşte olarak mesajlarınızı bekliyoruz. »

bizi takip et

INSTAGRAM