9 Nisan, 2020

           sabır büyük bir ilaçtır

                                                               kullanmasını bilene*

kapılardan

kapılarından sızan yolculuklarından

bitmeyen sessizliklerinde biriken

on dört odalı evinin ve

koca bir boşluğa uzanan asmanın inadıyla

masanda ve dolaplarında

gülüşlerini ya da gözyaşlarını sakladığın sokaklara sızan

taze üzümlerle başlamalıyım solmayan renklerine

kış tatlı ateşiyle başladı ve bahara eş ayrılıkların

acı tatlı anılarıyla sürüp gitti

solan yapraklardaki akşamlarda

kızıllıkların renklerini sayıkladınız

sıkıntı yüklüydü peri odaları

bir zamanlar

nasıl da istek ve umut doluydunuz

kendi kendine oynayan

yarını aklına getirmeyen çocuklar gibi

yüksüz ve mutluydunuz

sessiz ateşin görülmeyen hızıyla yaşıyordunuz

gözleriniz kırmızı suların aktığı yere dolardı

baharların sokulgan kuşlarıyla

ürkütmeden yaşardınız bir zamanlar

ve çok gülerdiniz hüzün yüklenirken

her yerden hiçbir yere sürgünler başlamıştı

kimse değişmeden herkes  değişiyordu yollarda

ince duygular toprağından sürülüyordu içimiz

marika

sen yollara düşenlerin ardından bakıyordun

baktıkça küskün

sustukça hayallerin dağılıyordu

kimin kimlerin yalnız kalacağını düşünüyordun

yollara düşenlerin mi bakanların mı   diye

ne fark eder ki

iki tarafta saplanmıyor muydu

yalnızlığın ya da sonsuzluğun bataklığına

yüreği sıcak olanların kaynakları kuruyordu

ellerini göğsünde mi dinlendiriyorsun marika

kar taneleriyle nasıl aydınlatıyorsun gecelerini

yumuşaktı aklın ve yüreğin korkak değildi

uykuların alev almış yağ havuzuydu

evinin içindeki o asma ağacı

seninle birlikte büyüdü ve yaşıyor

seni o asmanın altında bekledim

o asmanın altında sana bakıp ‘ben’ kaldım

her kış seni görmek için

senden solan renkleri ağırlayacağım

solgun mavilerin için

ellerinle yazdığın dokuz on dört tarihli

yazını içimde tutarak fısıldayacağım sana

sabrı taşıran şeylere dayanmak istiyorum

senin gibi gitmem

dışarıya gitmem

sen ne kadar beklediysen

ve nasıl bir yükle ödediysen borçlarını

gitmem

buradayım deyip

gitmem demelerin gibi

o kalmaların güzelliğine öderim borçlarımı

güzel ruhlu marika

yalnızlığınla yaptığın iç savaşın çocuğum seninle

korudum mutlu yüzümün derin acılarını

yalnızlıkla haklı bir savaşta seninle canlıyım

demez miydin:

‘altın ateşe girdiği için ateş rengini taşır’

yalnızlığın zincirlerini kopardıkça

gençliğini kazanıyordun

sen kimsesi olan bir kadınsın

seni kim anlatmışsa hiç tanımamış marika

Salih Aydemir/trajedinin kadınları dosyasından

*marika hanım /1914 yılında kapısına el yazısı ile yazdığı yazıdır.

*sinasos-mustafa paşa/ürgüp’te yaşamış ve mübadele sırasında o bölgeyi terk etmeyen ermeni hanım efendinin hikayesidir. Onunla ilgili görsel ve biyografyayı şimdilik saklı tutuyorum.

0 Yorum

Yorum Yaz

DUVAR

DUVAR

Ziyaretçi Defteri

  • Hiç İşte / 25 Mart 2019:
    Merhabalar, Hiç İşte olarak mesajlarınızı bekliyoruz. »

bizi takip et

INSTAGRAM