12 Temmuz, 2020


I.

elli milyara satılan şehrim

anam avradım olsun ki

seni gözyaşımın rengi gibi severim

ilkyaz çiçeklerinden

ya da rus saldatlarının*

kirli destanlarından söz edelim mi

sen benim yüreğimin toprak bütünlüğüsün

hayat kanlı bilekleriyle sürümeseydi

                          bir uçtan bir uca

                        seni böyle sevmeyecektim

                        şimdi dokunma

                                   eski sevdalıyım

                                   bıçak kesmez nazlıyım

                                   ben keremim aslıyım

saldat: Osmanlı-Rus Savaşında yerli halkın Rus askerlerine taktığı isim.

II.

ve ilk düşümde

ayazda yürüdüm

yanımdaydı sergey yesenin

unutmuşum yevtuşenko’yu

kim doğu diye isim koymuş

            kim ayrılmış en son selamlaşıp

            kim su dökmüş en son gurbete

                                   çıkanın arkasından

                        gene baskın çıktı özlem

                        yarpuz’un yanağından

                        nanenin dudağından

                        bu soysuz umuttan da bıktım

                        yine ığdır’dan mı geliyor

                        rakının pezevengi kavun

                        it dalaşlarından

                        bağırsaklarından kan lekesi olan

                                               kentlerin ne orospu

                                                           şansları var bee

                                   işe bak kızdım işte

                                   elimi yüzümü de yıkamıyorum

                                   oy da vermeyeceğim demokratlara

                                   uğur mumcu’yu da büyütmeyeceğim

                                                                       gözümde

                                   ne çobanoğluymuş beh behh behhh

                                   güzelim kars

                                   ağzının kenarlarını yirim senin

III.

gel yanıbaşıma otur

gurbet ciğerlerimi çürütmüş benim

yemlik suları iyi gelir dediler

                        sen ne dersin

kelepçeli türkülerimi çıkar

bu tırnak uçlarımdaki sızı da ne

adam-akıllı bir küfür de gelmiyor aklıma

sevincin köprü başlarını tutmuşlar

çirkin öpüşler gibi kalmış ortada ANİ

çıldırmış veletler gibi

            çarmıklara geriyorum duygularımı

sittret

. . . . . . . .

            sen kendine iyi bak

nergizler açarken

ilk sen duyacaksın

            pisipisine asıldığımı

            velveleye verme ortalığı

            sokrat

                        lorca

                        ne bileyim neruda

                        vay şeref taşlıova vay

                        boşu boşuna mı gönderdik

                                   seni konyaya

IV.

benim aklımın meydanlarından

etli butlu kadınlar geçiyor

horasan yapılarının önünde

                        bakır teştlerde

                        bebeklerini yıkıyorlar

                        bebekleri “geven’e” yatırılmış

                                                       çığlık

                        hüznüm kışkırıyor

                        kanlı bıçaklara gelesi

                                       dostlarımız

                        yumruk kadar yüreğime nasıl

                                   sığdınız şaşarım

hatırlıyorum mektep sıralarında

en çok da belediye binasının kuytularında

utanmaz katırlar gibi seviştiğimizi

                        -gülhanım iyi idi ama-

ah gülhanım

belki şimdi gümüş kaşıklı sofralarda

                        nescafe

            -yok canım daha neler

            bir de bluejean giydir kıza-

../..

ah hasan emmi

şarbondan ölmeseydi sarı ineğin

kan beynine vurmayacaktı

belki den sökerdin

     köyneğimizdeki alamancayı

nasıl seyrediyorsa dul hatunun eprüz

                  şimdi manuella’yı

öztürk uğraş

0 Yorum

Yorum Yaz

DUVAR

DUVAR

Ziyaretçi Defteri

  • Hiç İşte / 25 Mart 2019:
    Merhabalar, Hiç İşte olarak mesajlarınızı bekliyoruz. »

bizi takip et

INSTAGRAM